Bu konu hakkında çok uzun yazmayı düşünmüyorum, çünkü gerek yok herşey kabak gibi ortadayken hele… Aziz Yıldırım ile başlayan tutuklama furyasından beri iki cephe var ortada. Biri; kirli ve bahis-çete-kara para üçgeninde dönen, dibine kadar çamura batmış futbolun hakikaten temizlenmesini isteyenler, diğer tarafta da kendilerine dokunduğu için bu işe karşı çıkan taraftar-medya-yönetici grubu + bu kirli düzenin devamını isteyen ve taraftarlıktan çok bu işten rant sağlayan kimseler.
Bu iki kesimin ortak noktası ise; zaman zaman Tv’lere çıkıp, röportajlar verip futbolun kirliliğinden dem vurmaları ve futbolun temizlenmelerini istemeleri. Ancak hangi tarafın ne kadar samimi olduğu az çok ortaya çıkmış vaziyette. İlerleyen günlerde ortalık daha da netleşir. 58. maddenin değişip değişmemesi üzerine dönen rekabetten de bu saflaşmaları ve iktidar mücadelelerini okuyabiliriz.
Benim görebildiğim kadarıyla; bu şike meselesinin en hazin tarafı, ikinci grupta olanların (memnuniyetsizlerin) argümanları. Element uydurmada profesyonelleşmiş bu güruhun, bir tek biz mi varız bu işlerin içinde’den (farkındaysanız, kabul içeren bir söylem bu), operasyonu cemaat yürütüyora kadar çeşit çeşit argümanları var. Zaman zaman aklın sınırlarını epeyce zorlayan bu arkadaşlara, “bak işte somut meseleler var, tapesi var bilmem nesi var, ya da al yıllarıdır temizlensin diyorduk işte fırsat” deseniz de fayda etmiyor. Niye? Çünkü operasyonu cemaat ve siyasi iktidar yönetiyor.
Valla ne yalan söyleyeyim, operasyonu kimin yürüttüğünden çok, bu işlerin doğru olup olmadığına bakarım ben. Davada ismi geçen birçok kimsenin, bu işlerin içinde oldukları, eğilerek bükülerek de olsa tartışma programlarında dillendirilmiyor muydu? Ben şimdi tutup, sırf bu işin arkasında iktdar var diye inandığım, bildiğim şeylerin inkarına mı kalkacağım..
Yargılamalardaki usülsüzlükler, yanlışlar, hatalar nedense mevzu bahis büyük para babaları olduğunda ya da yüksek rütbeli askeri bürokrasi olduğunda akıllarına gelen, solcu-öğrenci-muhalif insanlar yıllardır cezaevlerinde süründürülürken, hiç de sesi soluğu çıkmayan bu “kesim”lere inanmam ve yanlarında durmam için tek bir neden söylenebilir mi?
Kısa kısa yine böyle devam edeceğim, bu mesele üzerine.














